Archive

Posts Tagged ‘diyet’

Ara
17

1980’li yıllarda mercimek stoğunun eritilmesi için TRT’de yaptığı programlarla tanınan Prof. Dr. Ayşe Baysal’ın “Yüz Soruya Yüz Yanıtla Sağlıklı Beslenme” adlı kitabında merak edilen sorulara verdiği bazı yanıtlar şöyle:

Yumurta et yerine geçer mi?

Etlerde olduğu gibi yumurta da B vitaminleri, çinko, demir gibi minerallerden zengindir. Ancak yumurtadaki demirin yararlılığı kırmızı ettekinden düşüktür. Yumurtayla birlikte C vitamini içeren meyve sebze yendiğinde yumurtadaki demir, yararlılık açısından ette bulunan demir oranının düzeyine ulaşır. Yumurtanın bazılarınca olumsuz kabul edilmesinin nedeni kolesterol içermesidir. Ancak yumurtadaki kolesterolle kan kolesterolünün yükselmesi arasında paralellik yok.

Limon zayıflamaya  yardımcı olur mu?

Limon ya da limon suyu vücut yağını eritmez. Yağın üzerine limon sıkıp bakalım. Limon suyunun yağa karışmadığını görürüz. Bu nedenle limon yiyerek, limon suyu içerek vüuttaki fazla kilo atılmaz.

Yemekten hemen sonra yenilen meyve zararlı mı?

Hiçbir zararı yok. Yemekten sonra organik asitleri de içeren meyve yenmesi, mide salgısını uyarır ve sindirime yardımcı olur. Ayrıca yemek sonrası tatlı yiyerek şişmanlama riskini artırmaktansa daha az şişmanlatıcı etkisi olan meyve yemek daha doğru bir uygulamadır.

Pekmez kan yapar mı?

Pekmez hem kolay enerji kaynağı hem de bu kaynaktan vücutta enerji oluşması için kan yapıcı maddeyi içermesi bakımından değerli bir besindir.

Soğan ve sarmısağın tansiyon düşürücü etkisi var mı?

Soğan ve sarmısak damarlarda kan akıcılığını artırır. Her ikisinin de damar sertliğini önleyici, yüksek tansiyonu ve kan kolesterolünü düşürücü etkileri var. Bazı araştırmalar yoğurtla birlikte yenen sarmısağın yüksek tansiyonu düşürdüğünü gösterdi.

Plastik kaplar ve ambalajlar sağlığa zararlı mı?

Plastik kaplar besinlerin üretim aşamasında kullanılmalı, içindeki besin boşaltıldıktan sonra aynı besin ya da diğer besinlerin saklanmasında kullanılmamalıdır. Plastik kaplar tekrar tekrar kullanıldığında esas yapıyı oluşturan polimelerde çözünme olur. Diğer yardımcı ögeler de serbestleşirler. Oluşan monomerler ve serbestleşen yardımcı organik ve inorganik ögeler, sağlığı olumsuz etkileyebilir. Besin saklamada en iyisi cam kaplardır.

, , , ,

Ara
10

Pankreas Kanseri Dünyada En Ölümcül Dördüncü Kanser Olarak Biliniyor. 

 

Son günlerin en çok konuşulan hastalığı olan pankreas kanseri; teşhisi, tedavisi zor olan ve mümkün olduğunca erken evrede yakalanması gereken bir hastalıktır. Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Behlül Baydar, pankreas kanserine neden olan faktörler ve hastalığın tedavi süreciyle ilgili bilgi verdi.

Araştırmalara göre pankreas kanserinin, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki görülme oranı yılda 28 bin vaka ve bunların yüzde 90′a yakını kaybediliyor. Pankreas kanserleri ülkemizde de tüm kanserlerin yüzde 3′ünü oluşturuyor.

Hastaların yüzde yirmisi tedavi edilebiliyor

Pankreas kanseri erken teşhis edilse bile genellikle kötü seyirlidir. Hastalık genellikle hızlı yayılım gösterir ve erken teşhis edilmesi pek mümkün olmaz. Bu nedenledir ki; kansere bağlı ölümlerde pankreas kanseri üst sıralarda yer alır.

Kansere bağlı ölüm nedenleri arasında dördüncü sırada bulunan hastalığın ortalama görülme yaşı 69 olarak bilinmektedir. Cerrahi, medikal ve radyasyon tedavilerindeki gelişmelere rağmen, bu kanser türünde hayatta kalma oranı çok düşüktür. Ne yazık ki ilk tanı anında pankreas kanserli hastaların yarısında uzak organ yayılımı olur ve sadece hastaların yüzde yirmisine tedavi edici cerrahi yapılabilir.

Pankreas kanserli hastaların çoğu uzak organlara erken kanser yayılımı veya Yaygın lokal tutulum nedeni ile tedavi edici cerrahiye aday değildir. Bu hastalara, sarılık gibi tıkayıcı semptomları ve ağrıyı giderici, yaşam süresini uzatmayan ancak daha rahat bir dönem geçirtmeyi amaçlayan cerrahi girişimler yapılır. Hastaların genel durumuna ve yandaş hastalıklarına bağlı olarak, pankreas kanserinin vücutta diğer organlara yayılım gösterdiği hastalarda ortalama yaşam süresi 3 ile 6 ay arasındadır. Hastalığın lokal olarak yayılım gösterdiği hastalarda ise ortalama yaşam süresi 6 ile 10 aydır.

 

İştahsızlık, ani kilo kaybı ve mide ağrıları ile kendini gösterebilir

Pankreas kanserinin nedenleri kesin olarak bilinmediğinden ve hastalık erken evrede herhangi bir belirti vermediğinden önlem almak zordur. Ancak bulgu vermeye başladıktan sonra, tarama testleriyle teşhis edilebilir. Sigara içmek, hastalık ile direkt ilgilidir ve pankreas kanseri riskini 2 kat artırır. Beslenme, çevresel faktörler ve genetiğin pankreas kanseriyle ilişkisi, sigara ile kıyasladığımızda daha azdır.

Hastalığın bulguları içinde bulantı, iştahsızlık, kilo kaybı, yavaş gelişen sarılık, mide çıkışında tıkanıklık ve ağrı görülebilir. Pankreasın baş kısmına yerleşmiş kanserde, ağrısız sarılık ve büyük abdestin camcı macunu gibi açık renk olduğu görülür. Pankreas kanserine bağlı olarak görülebilen sırta vuran ağrı, genellikle hastalığın lokal yayılımının habercisi olup, genelde kanserin pankreasın gövde ve kuyruk yerleşiminde görülür ve hastalığın ilerlediğinin belirtisi olarak kabul edilir. Hastalığın daha az görülen bulguları, “3 D” olarak hatırlayabileceğimiz diyabet (şeker hastalığı), diare (ishal) ve depresyondur.

Bazı pankreas operasyonları robotik cerrahi sayesinde başarıyla gerçekleştirilebiliyor

Özellikle kanser teşhis edildiğinde tedavi şansı olan %20 hasta için tüm pankreas ile ilgili genel öneri, tedavide multidisipliner bir yaklaşımın olması gerektiği (onkolog, gastroenterolog, pankreas cerrahı, girişimsel radyolog, palyatif bakım uzmanı ve iyi bir bakım takımı) ve bu bölge ameliyatlarının yılda en az 7 adet pankreas kanseri ameliyatı yapan deneyimli ellerde ve yoğun bakım desteği iyi olan hastanelerde yapılmasıdır. Pankreas kanseri ameliyatları, cerrahinin en zor ve en sorunlu ameliyatlarından olup, özellikle ameliyat sonrası dönemde çıkabilecek komplikasyonlarla da hem cerrah, hem de hastane imkanları yeterli özellikte olmalıdır. Son yıllarda dünyada kullanıma giren robotik cerrahi, özellikle pankreas gövde ve kuyruk ameliyatlarının kapalı olarak yapılması imkanını kazandırmış, açık cerrahiye rağmen daha iyi sonuçlar gözlenmektedir

, , , , , ,

Eyl
13

SORU: Sağlıklı yeme takıntısı bende bir takıntı halini aldı. Kendime çok dikkat ediyorum. Sürekli nasıl daha iyi beslenmebilirim diye düşünüyorum acaba bende, ‘Ortoreksiya’ mı var?

Ortoreksiya 1997 yılında Amerikalı doktor Steven Bratman tarafından isimlendirilen ve ilgi çeken bir terim. Kelime anlamı olarak ‘sağlıklı yemek yeme takıntısı’ olarak ifade edilebilir. Ortoreksiya denebilecek kişide, sağlıklı yemek yeme onu sosyal yaşamdan uzaklaştıran bir takıntı haline gelmiştir.

Öyle ki bu kişiler tüm davetleri bir mazeret uydurup son dakika iptal eder, kendilerine göre sağlıksız bir şey yediklerinde duydukları suçluluk çok büyüktür, yaşadıkları pişmanlık onları çok mutsuz eder ve günlük yaşantılarını etkiler. Günlük moral ve dengeleri o günkü beslenmelerinin istedikleri gibi olup olmadığına göre değişebilir. Buzdolaplarında sağlıksız hiçbir besin bulunmaz, bugünden ertesi gün ne yiyeceklerinin planını yapar, sağlıklsız yemek yediklerinde özgüvenlerinde azalma hissederler.

Ancak bu kısa dönemde oluşmuş bir alışkanlık değildir. Yani bir kişiye ortorektik diyebilmek için çok uzun zamandır böyle yaşadığından emin olmak gerekir. Buna benzer başka takıntılarınızda var ise bir psikologla görüşmeniz daha doğru olur. Bu anlattıklarınızla bizim bir sonuca varmamız mümkün değil.

KAHVE KALORİ BOMBASI OLABİLİR

Soru: Kahve kilo vermeme engel olur mu?

Kahvenin kendisi kalori içermez. Ancak süt, krema ve şeker eklemesiyle kalorisi artar, hatta bazı şurupların ilavesiyle masum gibi görünen kahve tehlikeli bir kalori bombası olabilir. Kahve denilince ilk akla gelen kafein olsa da, kafein haricinde içinde yaklaşık 400 kimyasal, eser miktarda antioksidan ve niasin ayrıca mineraller de bulunur. Aslında kahve, doğal ve güçlü bir antioksidandır, ayrıca fiziksel ve mental performansı artırdığı da biliniyor. Aynı zamanda kafeinin, metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ oksidasyonunu artırıcı etki gösterebildiği, yapılan bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Kahve seven bireyler günde bir – iki tane içebilir, kilo vermenize engel olmaz.

BİR DİYABETLİNİN ALIŞVERİŞ SEPETİNDE NE OLMALI?

Soru: Eşim şeker hastası, benim de kolesterolüm sınırda. Alışveriş yaparken nelere dikkat etmemiz gerekir?

Düşük yağlı süt ürünlerini tercih etmeniz (süt, yoğurt, peynir, ayran), daha az doymuş yağ ve daha az kolesterol almanızı sağlar. Üstelik kalorileri de daha düşüktür. Bu yüzden formda kalmanıza da yardımcı olur. Daha az doymuş yağ, kalp hastalığı riskinin yanı sıra, kanser riskini azaltmak için de önerilir.

Tam buğday ürünleri yani rafine edilmemiş buğdaydan yapılan ekmeklerle tahıl gevrekleri, içerdiği B vitaminleri ve lifle kansere karşı koruyucudur ve bağırsak hareketlerini düzenleyici etki gösterir. Hem de kan şekeri kontrolüne yardımcıdır. Rafine edilmemiş tahılları seçmeniz (kepekli makarna, pirinç) eşiniz için en uygunu, üstelik posa içeriğinin yüksek olması nedeniyle kolesterolü düşürmek genel sağlığı koruma, kabızlık ve kansere karşı koruyucu olarak önerilir.

Sebze ve meyveler, içerdiği vitamin ve mineraller nedeniyle kanser riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir ve genel sağlığı korur. Mutlaka alışveriş listenizde olmalı.

EKMEĞİ TAMAMEN KESMEYİN

Soru: Diyet yapamıyorum ama ekmeği kesmek ve karbonhidratı azaltarak kilo vermenin kolay olduğunu duydum, tavsiye eder misiniz?

Diyet yapan kişilerin düştüğü en önemli hatalardan biri yeterli miktarda karbonhidrat almamaktır. Diyete başladığı zaman ekmek, pilav, makarna, patates, mısır gibi besinleri kesen kişilerin metabolizması ihtiyacı olan karbonhidratı glikojen deposu ve kandaki şeker bitince kas içindeki karbonhidrattan kullanmaya başlar. Bu da kas kaybı anlamına gelir ve vücut beraberinde su kaybeder.

Yani diyette karbonhidratı kesen kişi tartıdaki sonucu görünce kilo verdiği yanılgısına düşer, ancak gerçek olan vücudun kaybettiği yağ değil, kas ve sudur.

1 gram kas kaybettiğinizde yaklaşı 2,7 gram da su kaybedersiniz ve böylece hızla zayıfladığınızı sanırsınız. Eğer tartıda kilo vermenize rağmen yüzünüz, kollarınız inceliyor ve yağ deposu olan karın kalça bölgesi incelmiyorsa siz yağ kaybetmiyorsunuz ve doğru zayıflamıyorsunuz demektir. En doğru zayıflama yağ kaybı ile olur. Bunun için tüm besin gruplarından az ve sık yemeniz gerekir.

AYDA İKİ KİLODAN FAZLA VERMEK EMZİREN ANNE İÇİN SAKINCALIDIR

Soru: Üç ay önce doğum yaptım; ama sadece 1.5 kilo zayıfladım, ne yapabilirim?

Doğum sonrası kilo verme hızı ve zamanı aslına gebelik süresince alınan kilo ile ilgilidir. Normal süreçte emzirme dönemi ile birlikte anne kilo kaybetmeye başlar. Sütün veriminin artması için aşırı yağlı ve şekerli yiyen anneler ise tam tersi doğum sonrası kilo alabiliyor. İlk dört ayda, aylık yarım ila bir kg zayıflama normaldir, ancak anne çok şişman ise ayda bir – iki kg kayıp da gözlenebilir. Ancak ayda iki kg üzerinde zayıflamak; emziren anne için sakıncalıdır.

Doktor izin verdikten sonra hafif yürüyüşler ve egzersizler kilo vermeyi çabuklaştırır, bu konuda acele etmemenizi tavsiye ederim.

, , , , , ,